TEK ORTAK NOKTA NOKTAMIZ ZİNDANLARDI TAMARRA- Berna ÖNER’in İfadeleriyle…

  • 09 Eylül 2016
  • 532 kez görüntülendi.
TEK ORTAK NOKTA NOKTAMIZ ZİNDANLARDI TAMARRA- Berna ÖNER’in İfadeleriyle…

indir

Aşkımıza siyaset bulaştırmıştı büyüklerimiz. Neymiş efendim yıllar önce kurtuluşumuzun savaşında  biz size, size de bize zulüm etmişiz. Ben bilmiyorum sevgili Tamarra. Emin ki sende bilmiyorsun. Atalarımız bilir Tamarra, atalarımız.
Sevgili Tamarra’m sana olan aşkım sizin naçizane malikânenizde baba’nın kütüphane ile ilgili görevleri bana vermesiyle başladı. Kitapların tozunu aldığımda bazen pencereden dışarıya başımı sarkıtırdım ve başımla birlikle kalbimi. Belki o civardan geçersin de kalbimdekiler üzerine dökülür diye. Tamarra’ m senin baban zalim mi? Seni bana vermez mi? Hep bunları düşündüm: seni, babanı, seni…
Ah, Tamarra’m ah! O gün yine kitapların tozunu alırken kütüphanenin en kuytu köşesinde bir albüm gördüm. İçinde mah cemalin vardı. Fotoğraflarını kalbimin üzerine tam üzerine koyuyordum. Atmıştım ellerimdeki toz bezlerini. Kalbime sıkıca bastırıyordum. Fotoğraflardaki seni öpüyordum defalarca. Her defasında tekrardan âşık oluyordum sana Tamarra. Sana aşığım Tamarra. Aşığım sana Tamarra. Hemen de öyle bir aşığım ki aşkıma karşılık vermesen bile sana kavuşmuş gibi hisler hissederdim benim ilk ve son; tek ve sonsuz aşkım Tamarra.
O albümü gizlice kütüphaneden alıp yastığımın altına koydum. Her gece sanki bana aşk dolu gözlerlebana bakıyormuşsun gibi, seninle konuşuyordum benim mah cemalli Tamarra’m.
Birkaç gece sonra aniden birileri odama hışımla girdi. Sanki o albümün olduğu yeri biliyormuşçasına aldılar sana âşık olduğumu belirten o aşk delillerini. Hemen albümün kapağını açtılar ve karıştırmaya başladılar aşk sayfalarımızı. Albümün son sayfasında iki tane yüzük buldular. Birini üzerinde ”Tamarra“ yazıyordu diğerinde ise “Tamarra’ nınki” o kadar güzeldin ki. Adımı adının yanına yakıştırmadığım için ikinki yüzüğe böyle yazdırmıştım. İri gövdeli olduğu için kendini adam zannedenler beni kollarına alıp denizin ta orta yerinde bulunan bir zindana götürdüler. Tek suçum seni sevmekti ve beni bu yüzden yargıladılar beni. Seni sevdiğim için tam tamına 12 yıl hapsedildim o zindana. Peki değer miydi? Sakın ola, bunu sorma bana çünkü bunun cevabı sende…  Seni deliler gibi seven bendim aşkıma karşılık vermeyen ise sen.
Denizin ta orta yerindeki o zindandan kurtulduktan sonra seni deliler gibi aramaya başladım. Seni bulabilene aşk olsun Tamarra’m aşk olsun. Kalbimde seni çok aradı Tamarra çok. Ve yıllar sonra seni olduğun aşkıma karşılık verebileceğini tahmin ettiğim o diyara geldim. Seninle ilgili o kadar çok şey öğrendim ki. Çok güzel bir kadın olduğunu ve o diyarda bulunan kadınların seni delicesine kıskandığını, güzel olduğun için senin iffetine laf attıklarını öğrendim. Ve babanın bu yüzden seni; beni hapsettiği köhne, karanlık, hayvanların bile yaşayamadığı ama benim senin için tam tamına 12 yıl yaşadığım o zindana hapsettiğini öğrendim. Kahroldum Tamarra, sen yakutlar kadar değerli, inciler kadar zarifsin yaşayamazsın oralarda… Yaşatmam seni asla oralarda. San geliyorum âşık olduğum ve olacağım ilk ve tek kadın.
Ve eminim ki senin baban bir zalim Tamarra. Sana bu kadar aşk olduğumu biliyordu da bir kütüphane görevlisine kibrinden, gururundan vermedi seni bana. Şimdi benimle aynı acıyı çekeceğin o zindandasın. Sana gelmeye karar verdim. Aşkıma gelmeye…
Bütün hesaplamalarımı yaptım. Gece yarısı zindanın ışıkları her zaman açık olurdu. Aşkımın orijinalliğini hissedebilesin diye, sana kollarımı açarak, denizleri aşarak yani zindana kadar yüzerek ulaşacaktım. Ve karar verdiğimi de yaptım da. Az kalmıştı ki sana ulaşmaya, birden bire deniz aşkıma dayanamayıp dalgalanmaya başladı. Ve dalgaların arasında kayboldum. Gözlerimi açtığımda senin adana yakın olan bir başka adadaydım. Hemen yüzüp sana kavuşmak istedim ama bedenim dalgaların etkisiyle; bulunduğum adanın kayalarına öyle hiddetli çarpmıştı ki yaralı bedenimle yüzmeye takatim yoktu. Hata senin mah cemalini bile düşünemiyordu zihnim. O kadar derin yaralar ve ruh sallantıları geçirmiştim. Hem senin aşkınla hem de dalgaların şiddetiyle… Ayrıca o asabi fırtınanın yersiz esişini de saymasakta halim hal değildi Tamarra’m. Biricik aşkım, kadınım ve her şeyim. Ah, bir iyi olsam da sana ulaşabilsem..  Seni benden gayri ayrı bırakan baban, fırtına, deniz, dalga ve uzak bırakan iki ada… Engeller, engeller ve yine engeller…
Günler, haftalar ve aylar su gibi akıyordu. Sana olan aşkım daha artıyordu. Düşünüyorum da bir takatim olsaydı da: Mecnun olup Leylası için dağları aştığı gibi bende sana ulaşmak için denizleri aşardım. Bunları düşünürken aynı zamanda bulunduğum adada yosun yiyerek besleniyordum. Seni düşünürken yediğim yosunun tadı da bir başkaydı, kokusu da… Ve sensiz aradan tam tamına 3 ay geçmişti. Seni düşünürken hâllenmiş, takatim yerine gelmişti. Şimdi tek arzum sana tez zamanda ulaşmaktı. Muhafızlara görünmemek için bir gece yarısı yüzerek sana ulaşacaktım. Denizler beni bekliyordu bir kez daha. Sana geliyorum yalnız ve mutlak sana.
Adaya vardığımda muhafızlar uyuyordu her şey planladığım gibi gidiyordu. Öyle gitmeseydi şimdiye dek muhafızlar tarafında vurulmuştum. Heyecanlı ve sessiz adımlarla kapını çaldım. Kapıyı açtın. İçerideydim artık senin yanında yanı başında. Bu sefer gerçekten gözlerine bakıyordum. İsteseydim saçlarına bile dokunabilirdim ama kendime ihanet edemezdim, Tamarra’m..
Neden beni odana kabul ettiğini anlamıyorum. Acaba beni seviyor olabilir miydin? Ya da senin için zindandan da 12 yıl hapsedildiğimi mi biliyordun? Sadece bunun için yahut o fırtınalı gecede adaya ulaşmaya çalıştığımı gördüğün için mi? Bilmiyorum, bilemiyorum. Sorular, sorular ve sorular… Sessizlik, sessizlik ve yıllarca süren sensizlik bitmişti galiba. Ya da ben öyle sanıyordum. Çünkü bana duygusuz ve halsiz bakan gözlerin bana niçin geldiğimi soruyordu. Sen dudaklarını yormadan ben cevapladım her şeyi ve her şeyleri. Anlattım sana en küçük ayrıntısına kadar her şeyi ve yaşadığım tüm acı dolu günleri. Kütüphaneyi, albümü, zalim babanı, zindanı, fırtınalı geceyi ve sana olan inanılmaz ama gerçek duygularımı… Gözlerin hala halsiz ama bu sefer şaşkın bakıyordu benim aşk dolu gözlerime. Ve o an anladım ki bu zamana kadar boşa kürek çekmişim aşk okyanusunda her şeyi tek kişilik yaşamışım; aşkı, aşkımı, acılarımı… Şimdi babandan daha zalimsin Tamarra. Ben bunları düşünürken aniden gözlerin dönüyordu, kalbinin seni döndürdüğü gibi… O acıyı bilirim zalim aşkım Tamarra.
Tam o sırada yere düştün, benim zalim aşkım Tamarra. Ben söylediklerimin şokuyla bayıldığını sanırken sen hem içten hem de dıştan çektiğin acılarının etkisiyle yere düşmüştün. Nabzın her geçen saniye düşüyordu. Benim ise nabız atışlarım her geçen saniye artıyordu. Senin yere yığılışın beni de git gide halsiz bıraktırıyordu. Ben senin kalbine masaj yapıyordum. Sen ise sanki ruhumu acılarımla okşuyordun. Kalbim bu sefer daha hızlı atmaya başlamıştı çünkü sen ölmüştün Tamarra. Sen ölmüştün.
Ve beni de ikinci kere öldürmüştün. Ölmeden önce söylediğin tek söz “Beni affet.” oldu. Ben seni af ediyorum Tamarra. Güzelliğinin ve babanın çektirdiği acılara karşılık inşallah ahirette rahat uyuyabilirsin, zalim aşkım Tamarra.
Her şey benim için çok ilginçleşmişti artık. Beni sevmeyen bir kadın için 12 yıl hapis yattım. Yaralandım hem kalbimden hem de denizin darbesiyle. Sonunda ne oldu her şeyi mi anlattım beni sevmeyen ve asla sevemeyecek bu kadına. Artık benim ne işim vardı bu zalim dünya da?
Ve bittim bu son aşamaydı artık ne yapmalıydım? Son ve tek çare olan ölüm… Başka çözümü yoktu bu inanılmaz acıların. Seni duygusuz kalbinle ve ölü bedeninle bıraktım o zindana. Olabildiğimce hızlı koşarak attım kendimi sulara. Çünkü beni sevmeyen zalim aşkım Tamarra da ölmüştü yaşamak için tek nedenim kalmamıştı artık. Ve söylediğim son sözler “Ah Tamarra ah Tamarra niye yalnız bıraktın beni bu dünya da.”
Ve günler sonra ölü bedeni kıyıya vuracaktı.

Evet, sevgili okuyucularım bende masa başında Tamarra ve onun her şeyi hiçe sayarak seven adamın aşkına dayanamayıp ölmüş, gibiyim. Allah hepimizi affetsin. (ÂMİN)

TEVAFUKLAR ŞAİRİ

BERNA ÖNER

NOT: Birde Ah Tamara efsanesini benim harmanlayış şeklim ile okumanızı istedim. Bir de benim sözcüklerimle.. Ah Tamara…

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.