Kışlık Bir Bot

  • 02 Temmuz 2016
  • 464 kez görüntülendi.
Kışlık Bir Bot

KIŞLIK BİR BOT

Her sabah aynı saate işe gitmek için kalkmıştım, hava her zamankinden soğuk, hatta dış kapı soğuktan buz tutmuş açmakta bile zorlandığım bir gündü. Şansa o gün kar yağmamıştı ancak öyle bir ayaz vardı ki yüze jilet atarcasına keskindi hava. Aksilik o ya dün akşam botumu içeri almamıştım buz tutmuş hafif karın altında kalmış bir şekilde duruyordu. Ayakkabılığa baktığımda yazlık bir kunduram duruyordu. Kendimi o esnada o kadar kızmıştım ki hatta kendi kendime hakaret etmeye başlamıştım. Sinirden ayakkabımı içeri almadan yazlık kundura ile apar topar kendimi dışarı attım. Kendime hala kızıyordum zira ayaklarım buz kesmişti. Üstüne üstün zemin kaygan olması itibari ile işe gidene kadar dört beş defa yolda düştüm. Ve her düşüşümde isyanım kat kat artırıyordu. Fakir adamsın sahip çıksana ayakkabına diye serzenişim bütün gün sürdü. Allahtan iş yerimiz sıcak bir yer yazlık ayakkabı ile durabiliyordum. Akşamları daha soğuk oluyor nasıl evime gideceğim, yerler daha da buzlaşıp kayganlaşacak. İş yeri sıcaktı ancak düşündükçe zihnim üşüyordu. Mesai olur inşallah bu akşam mesaiye kalırım diye dua etmeye başladım. Yazlık ayakkabım düşüşlerimden sonra yanları açılmıştı. Bu beni daha da korkutuyor o akşam eve bir türlü gidesim gelmiyordu. Akşam mesai olursa gece burada yatarım yarın bir hal çaresine bakarım. Ancak akşam seansı başladığında mesai yoktu. Utandım birilerinden yardım istemeye de mecbur işten ayrılıp durağa doğru yürümeye başladım. Yanımda birkaç arkadaşım daha vardı. Kollarına girdim düşersem en azından tutunurum diye. Ayaklarım yavaş yavaş donduğunu hissetim. Yanımızdan patronun arabası geçiyordu. Durup pencereyi açtı, soğuk rüzgardan gözlerini kısarak bir kişilik yerim var hanginiz gelmek istersiniz deyince ki arkadaşım ben ben deyip öne atıldılar. Şansız olduğumu bildiğim için ben deme gereksinimi bile duymadım. Yavaş yavaş yürümeye başlayınca patron: “hey sen” deyip beni çağırıyordu. Tok duruşum herhalde etkiledi deyi arabaya bindim. Teşekkürlerimi sundum. Patron bana dönerek: “En çok senin arabaya ihtiyacın vardı ayağında yazlık yırtık ayakkabı ve sen ben bile demeye gerek duymadın nedendir?” Deyince umut güzeldir ancak umudun en kötü tarafı umut ettiğin şeyin olmamasıdır. Bu yüzden umut ve hayal etmeyi terkettim ben. Bu laflarımın üstüne patron madem öyle umudun tekrar yeşermesi için seni şef yaptım deyince gözlerimin önüne unuttuğum ayakkabım, sabahtan beri isyanlarım aklıma geldi. Ve o esnada anladım ki her şeyde varmış bir hayır. Sabahtan beri şer gibi görünen bunca olayın böyle güzel bir sonuca ulaşması göz yaşlarıma sebep oldu. Patron ne oldu deyince durumu arz ettim. Bunun üzerine bir ayakkabıcıdan bana bir bot alıp beni eve bıraktı. Kapının önüne gelip eski botlarıma baktım. Önce çöpe mi atsam diye düşündüm sonra hayatımı değiştirdi bunlar deyip içeri aldım. Botun içinden ses geliyordu. Bir an korktum baktım küçük bir kuş. Dünden beri botun içinde kendini soğuktan koruyordu. Hemen alıp sobanın yanına koydum. Önüne su ve ekmek kırıntısı bıraktım. Hızlı hızlı yiyordu. Belli ki çok acıkmıştı. Bu eski bot ikimizin hayatını değiştirmişti. Bazen başımıza gelecek olumsuzluklar karşısında isyan etmememiz gerektiğini o gün gayet iyi anladım.

 

Sefa Tuaç

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.